19 Mayıs 2017 Cuma

Anarşizmin Paradoksları

Anarşizm, tıpkı mutasyona uğramış güçlü bir virüs gibi her türlü organizasyon ve kuruluşun (mesela bürokrasi, hükümetler, demokrasi, kapitalizm, sosyalizm, şirketler, dinler, dernekler ve hatta aile yapısı) bağışıklık sistemiyle mücadele ediyor. Kişisel özgürlüğü evrenin merkezine koyup otorite ve hiyerarşinin her türlüsüne karşı kutsal bir savaş veren anarşizm, kapitalizm ve onun alternatifi olan sosyalizmden dili yananlara yeni bir ütopya sunuyor.

Kapitalizm onu tecrübe edenlerin büyük bir çoğunluğuna mutluluk ve özgürlük veremedi. Bunun yerine aç gözlü, sömürücü ve ayrıştırıcı sınıf sisteminin bir sonucu olarak modern köleliği ve neo sömürgeciliği doğurdu. Kapitalizm demokrasiyi yozlaştırdı ve bunun sonucunda sözde demokratik hükümetler ‘şirketlerin hükümetleri’ ne dönüştüler. Sözde seçilmiş yöneticiler medyanın ve büyük şirketlerin güçlerini kullanarak insan yaşamının her alanında kendi hegomonyalarını kurdular. İnsanların ne giyeceklerine, ne yiyeceklerine, ne izleyeceklerine, nasıl düşüneceklerine, kime oy vereceklerine onlar karar verdiler. Büyük küçük her şeye karışıp, kendi isteklerini zorla kabul ettirdiler. Uzun çalışma saatlerine mahkum milyonlarca insan bankalara ve büyük şirketlere borçlandılar. Karın tokluğuna çalışmaya mecbur bırakıldılar.

---
Edip Yüksel’in bu makalesini bir ara çevirmeye başlamıştım fakat tamamlamayı unutmuşum. Dosyalarımın arasında buldum, yarım da olsa paylaşayım dedim. Orijinalini okumak için tıklayın:

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder